Hoşgeldiniz
|
İbrahim tarafından yazıldı
|
|
Pazar, 27 Nisan 2008 18:56 |
|
Suda ulaşımın tarihi on binlerce yıl önceye uzanır. İnsanın rüzgarın sürükleme gücünden yararlanmasına ilişkin ilk kanıtlaraysa, 7 000 ya da 11000 yıllık bazı vazo süslemelerinde ve kil kabartmalarında raslanır. İ.Ö. 3000 yıllarında, büyük kare biçimli yelkenlerle denetimli sürüklenmenin sağlanması, yerleşmiş bir teknik haline gelmiştir. Tıpkı modern araçlarda olduğu gibi, yelkenli teknelerde de teknoloji gelişmeleri, yük taşıma kapasitesi, hız ve manevra gibi özelliklerin, yerel geleneklere ve eldeki malzemeye bağlı olarak bir araya getirilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Yelkenli teknenin, rüzgar yönünde hızla gitmek dışında, rüzgar yönünden sapan açılarda yol alabilmesi de gerekir. Bu açılar büyüdükçe, rüzgarla yolculuk süresi uzar. Bunun en önemli aşamasıysa. teknenin rüzgarı 90 derece yandan alarak, belirli bir noktada kalabilmesidir. Bu sağlandığında, rüzgarın yönü ne olursa olsun, yelkenle istenilen yöne gidilebilir. Kürekler artık yalnızca, olağandışı dalga koşullarında ya da koylarda gerekli manevralar için kullanılır. |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 22:18 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İbrahim tarafından yazıldı
|
|
Pazar, 27 Nisan 2008 18:50 |
|
Yaylı çalgıların kökeni çok eskilere uzanır. Günümüzde yayla çalınan çalgıların en önemlileri kemanlar grubunda yeralır. Bu yüzden kemandan önceki ve sonraki çalgıları incelemeden önce. bu aletin özelliklerini belirlemek yararlı olacaktır. Keman ailesi: Kemanın başlıca bölümleri, sapı ötüm gövdesidir. Dört tel, ötüm gövdesi üstünde köprüyle yükseltilmiş, ama sapa yakın yerleştirilmiştir. Parmakla üstüne basılan tel, sapa değerek, istenilen frekansı sağlar. At kılından yapılan bir yayın tellerin üstünden geçirilmesiyle, keman rezonansa getirilir. Tellerin bir ucu, gövdenin altında bulunan telliğe takılıdır. Öteki uçları da, sapın üstündeki kulaklara, sarılmıştır. Kulaklar genellikle kıvrık ve süslü biçimde yapılır. Sap, aletin gövdesine, besleme takozlarıyla bağlanmıştır. |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 22:19 )
|
|
Devamını oku...
|
|
İbrahim tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 12 Nisan 2008 21:47 |
|
Yazılı tarih dönemi boyunca, altın, ile insanlığın tarihi içice örülmüştür. Altının üstünlüğü,bu metalin belirli bir kimyasal özelliğinden ileri gelmektedir: Hiç bir doğal koşulda yükseltgenmez (oksitlenmez). Bunun sonucu olarak, öteki metaller gibi başka elementlerle birleşmiş olarak değil, genellikle serbest halde bulunur. Ateşle arıtılabilir. Yani eritilip, daha az soy katışıkların yükseltgeneceği ve atılacak cüruf olarak yüzeyde toplanacağı sıcaklıkta tutulur. Ayrıca tamamen parlak kalır ve asla donuklaşmaz. Oldukça yüksek dövülgenliği (çekiçle işlenerek biçimlendirilebil-me yeteneği) olmasında, içinde hiç oksit bulunmaması çok önemli rol oynar. |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Mayıs 2008 22:18 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İbrahim tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 26 Nisan 2008 19:18 |
|
PLANÖR'den jet yolcu uçaklarına kadar, havadan ağır olan bütün hava araçları, yerçekimi etkisine karşı bir kaldırma kuvveti oluşturan mekanik enerji gerektirirler. Bu ilke, havadan hafif olan balonlar dışında kalan, OTOJİR'ler, HELİKOPTER'ler ve dikine kalkan uçaklar gibi, bütün hava araçları için geçerlidir. Planörde gerekli enerji, çekici uçakla ya da vinçle sağlanır. Planör kanatları, ileri hareketle kaldırma kuvveti sağlayacak biçimdedir, yani AEROFOİL olarak tanımlanan kesitlidir. Kuyruktaki dikey ve yatay kanatlar da uçağa ek denge sağlarlar. Verilen enerji kesildiğinde, planör, bir süre için yükselen hava akımlarıyla uçuşunu sürdürür, ama yavaş yavaş yükseklik yitirip, yere iner. |
|
Son Güncelleme ( Pazar, 11 Mayıs 2008 11:01 )
|
|
Devamını oku...
|
|
İbrahim tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 12 Nisan 2008 21:58 |
|
Amfibi araçlar ya da amfibiler, kendi güçleriyle hem karada hem denizde gidebilen araçlardır. Askeri ve sivil amaçlarla geliştirilen amfibilerin, askeri DUKW ya da Amerikan yapımı bataklık teknesi gibi, çeşitli teknik özellikleri bulunan türleri vardır.İlk yapılan kendinden tahrikli amfibi taşıt konusunda çok az şey bilinmektedir. 1805 yılında Oruk-ter Amphibolos adlı tarak dubası, yaratıcı bir Amerikalı mühendis olan Oliver Evans tarafından Philadel-phia rıhtımı için yapılmıştı. Bu aracın karada da yol-alabileceği varsayıldı; ama böyle bir yolculuğun gerçekleştirildiğine ilişkin kesin bir kanıt yoktur. İlk gerçek amfibi araç olarak, 1906 'da Fransa'da yapılanı saymak gerekir. Bu, sandal tipi bir tekneyle otomobil şasisinden oluşmaktaydı. Bir şaft mili hem arka aksı, hem de küçük bir pervaneyi döndürüyordu. Modern özel amfibi araçlarda da bu mekanizma kullanılmaktadır. |
|
Son Güncelleme ( Pazar, 13 Nisan 2008 11:58 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|